24 Aralık 2012 Pazartesi

Aralık

 Büyümüşlüğümün son demlerinde ağustos sıcağına hayıflanırken , uzun saçlarında uçarcasına sallanacağımı bilmeden düştüm yollara. Doğduğum şehir kokuyordun sen.  Koşar adımlarla kaçtığım için toyluğumdan,  nefes nefeseydim yanında...  Aslında çok uzaklara gidecektim ben. Bırakmadın...

Beni tutuşlarının gücünde uçurdum uçurtmalarımı. Geceleri duyduğum seslerden korkup kaçtığım yerdi sesin. Düşmeye meylettiğim yerlerde sen vardın avuçların açılmış semaya..

Babamın kokusu, babamın sesi, babamın geceleri üzerimi örtüşü, babamın işten geldiği andaki yorgunluğu, babamın bana bakışı, babamın beni herkeslerden koruma güdüsü ve aslında  babam vardı sende.. Sende uyuklamalarımın, sende bulduğum huzurun mayası budur belki de..

Dört mevsim önce birlikte mumları üfleyeceğimize sen asker ocağında ben dağların başında söz verdik. Olmadı. Sözümüzü bize tutturmadılar...

Yüreğimin bam telindeki notalardan çalıyorum gözyaşımdaki "lâ" sesini..



Ama yine de aralığın son demlerindeki karanlığı çalan lambanın şavkına şükürler olsun.

Kırılmış söğüt dallarımdan sesleniyorum sana avazım çıktığı kadar.

"İYİ Kİ VARSIN"

Dünyama geldiğin günün, günümüz kutlu olsun.

Nice birlikte senelere!